Yeni İnsan Proteinkolik


Yazan Diyetisyen Selvi Çuhacı 

PROTEİN BAĞIMLILIĞI

Günümüzde, tüm dünyada protein konusunda bir takıntı oluşmuştur. Biraz daha zayıf görünmek, daha fazla kasa sahip olmak, daha sağlıklı yaşamak, yeterli protein alma endişesi gibi onlarca düşünce protein bağımlılığındaki temel etkendir.  Peki, sizce protein tüm bunları sağlıyor mu? Kesinlikle evet, dediğinizi duyar gibiyim. Şimdi proteini bir de bilimsel açıdan değerlendirelim ve sonra kararınızı tekrar gözden geçirin.

Dünya sağlık örgütüne göre günlük tüketilen enerjinin %12-15 kadarı proteinlerden gelmelidir. Bu, ortalama olarak 1800kalori alan bir birey için 54-68g arası bir protein anlamına gelmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken, bu değerin et miktarını değil protein miktarını göstermesidir. Örneğin; sabah kahvaltısında 1 orta boy haşlanmış yumurta(6g protein), 80g peynir(14g protein), öğle yemeğinde 90gramlık az yağlı bir biftek(18g protein) ve akşam yemeğinde 150gram(18g protein) ızgara tavuk bonfile ile gün boyu aldığınız protein miktarı daha şimdiden 56g oldu. Üstelik bu değere ekmekten, sebzelerden ve kullanılan soslardan gelen protein miktarı dahil değil. Bu durum Amerikan Halk Sağlık Dergisi tarafından araştırıldığında, rastgele seçilmiş gruplarla yapılan kontrollü deneyler ile NHS çalışmasından gelen güçlü bulguları değerlendirerek diyet hatalarını düzeltmek için alınan protein miktarının azaltılması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca yapılan birçok çalışmada günlük gereksinmesi kadar enerji alan bir bireyde protein eksikliği ile karşılaşılmamıştır.

İnsanlarda protein eksikliğine rastlamak çok zorken; zona, atkins, paleo gibi protein ağırlıklı diyetlerle %40-50lere ulaşan protein tüketimi, karbonhidrat gereksinmesinin karşılanamaması anlamına gelmektedir. Bu durum sebze ve meyvenin dolayısıyla da posa tüketiminin kısıtlanması anlamına gelir. Dünya sağlık örgütü tarafından önerilen günlük posa tüketimi 25-30gramken; dünyada yayılan protein bağımlılığına bağlı olarak çok daha az posa tüketilmektedir. Yetersiz posa alımı birçok sağlık sorununa neden olur. Kolon kanseri ilk akla gelenlerden biridir. Bağırsakla ilgili ikincil sağlık problemi olan kabızlık durumunda dışkı bağırsakta birikir ve dışarı atılması zorlaşır. Bağırsak duvarlarında oluşan baskı yırtılmalara, şişkinliğe ve hatta patlamaya neden olur. Bu durum divertikülit hastalığının tanımıdır ve ilk akla gelen tedavi posa alımını artırmaktır. Protein tüketiminin yüksek olması bu örnek dışında ülseratif depresyon, kanser, kalp hastalığı, hızlı yaşlanma, böbrek hastalıkları gibi sağlık sorunlarına neden olmaktadır.  Ayrıca 2010 yılında yapılan bir çalışmada sebze ve meyve tüketiminin kanser riskini de azalttığı saptanmıştır . Kırmızı et ve işlenmiş etlerin kanser üzerine etkisi için Dünya sağlık örgütü kanser kuruluşu tarafından yapılan araştırmada; kırmızı et tüketimi özellikle kolerektal kanser riskini artırması şeklinde sunulmuştur. Ayrıca pankreas ve prostat kanseri risk faktörü olabileceği belirtilmiştir. Ancak kırmızı etin kanserojen olarak tanımlanması için daha çok kanıta ihtiyaç duyulmaktadır. İşlenmiş etler için yapılan araştırmalarda ise yeterli kanıt sağlanmış ve kanserojen olarak sınıflandırılmıştır. Tüm bunlara ek olarak hayvansal kaynaklı proteinler doymuş yağ ve kolesterol içerdiklerinden dolayı kalp damar hastalıkları açısından risk oluşturur. Buna ek olarak proteinlerin parçalanması sonucu oluşan artık öğeler böbrek ve idrar yoluyla atılmaktadır. Fazla protein tüketimi idrarla kalsiyum atımını da arttırarak böbreklerde taş oluşma riskini yükseltir. Ayrıca yapılan birçok araştırmada yüksek protein tüketiminin tansiyon obezite gibi kronik hastalıkların riskini artırdığı da belirtilmiştir.

Peki, dünyanın en uzun yaşayan insanları nasıl beslenir? Sağlıksız insanları belirleyebilmek için öncelikle sağlıklı insan özelliklerini belirlemek gerekir. Bunun için günümüzün en sağlıklı insanlarına bakacak olursak yapılan araştırmalar sonucu Okinowa Adası sakinleri olarak bulunmuştur. Beslenme koşullarına bakıldığında ise bitkisel besinlere verdikleri ağırlık verdikleri ve proteinden gelen enerjilerinin sadece %7 oranında olduğu görülmektedir.

Özetlemek gerekirse, sağlığın açısından olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle beslenme düzeninde günlük alınan enerjinin %55-60’ı karbonhidratlardan,% 25-30’u yağlardan ve %12-15’i proteinlerden gelmelidir. Yukarıda bahsettiğimiz nedenlerden dolayı da toplam protein tüketimde önerilen değerlerin üstüne çıkılmamalıdır.

 

Diyetisyen Selvi ÇUHACI

Telefon ve Whatsapp
+90 507 764 62 62